
UZM. DR. BANU KAYA
Bize Ulaşın
Randevu
- Zafer Mah. Fen Sok. No:20 Kat:2 Ödemiş/İZMİR
- info@dr.banukaya@hotmail.com
- 0532 100 89 40
- Haftaiçi: 08:00-18:00 Cumartesi: 08:00-18:00
Glutatyon tedavisiyle vücudumuzun antioksidan kapasitesi arttırılarak hastalıklara karşı daha dirençli olmamız sağlanıyor.
Glutatyon Nedir, Nelere İyi Gelir?
Vücudumuzun doğal olarak ürettiği ana antioksidanı “glutatyon”; yaşlanma, kanser, kalp-damar hastalıkları, bunama (demans) ve başka birçok hastalığın önlenmesinde çok önemli bir yere sahip. Öyle ki, glutatyon miktarı vücudumuzda azaldığı zaman hastalıklardan korunmak da zorlaşıyor.
Vücudumuzun ana antioksidanı glutatyon, hücrelerimize, hatta DNA yapımıza zarar veren molekül gruplarını (serbest radikaller) yakalayarak karaciğere taşıyor ve burada kendisini yenileyerek tekrar işine geri dönüyor. Onun bu işi sayesinde vücudumuzda bulunan tüm hücreler sağlıklı bir şekilde çalışabiliyor. Özellikle işlev bozukluğu olan mitokondrilerin düzenli çalışması, toksinleri uzaklaştırması ve hücrenin enerji üretim ve harcamasında çok önemli bir role sahip. Vücudumuzun doğal olarak ürettiği “glutatyon”a, hastalıklardan korunmak ve sağlıklı bir yaşam sürmek için ihtiyacımız var.
Glutatyon Tedavisi Hangi Hastalıklara İyi Gelir?
Glutatyon Eksikliğinin Sebepleri
Glutatyon, yaşlanmayla birlikte vücutta yapımı ve miktarı azalan bir antioksidan. Aşağıdaki faktörler de glutatyon yapımını azaltan önemli nedenler arasında:
Glutatyon Düzeyleri Nasıl Arttırılır?
Pek çok araştırma gösteriyor ki, glutatyon kas hasarını azaltıyor, iyileşme süresini kısaltıyor ve kas yapımını artırıyor. Büyük ölçüde üç amino asitten oluşan bu molekül bizleri, vücudumuza zarar veren ağır metallerin (bakır, çinko, gümüş, civa gibi) toksik etkilerinden de koruyarak bağışıklık sistemimizi güçlü tutmamıza yardımcı oluyor. Bu nedenle glutatyon miktarının vücudumuzda yeterli seviyede olması son derece önemli. Peki nasıl?
Vücudumuzda glutatyon üretimini artıran pek çok sağlıklı besin var. Sarımsak, soğan, brokoli, lahanagiller, su teresi, karnabahar, brüksel lahanası ve şalgam bunlar arasında.
Vücutta ortaya çıkan ve vücuda zarar verebilecek formda olabilen bazı maddelerin atılmasına destek olacak Folat, B6 ve B12 vitamini takviyeleriyle glutatyon düzeyleri artırılabilir.
Karaciğeri temizleyici, koruyucu ve yenileyici özelliğiyle tanınan milk thistle (silymarin) ve α-lipoik asit, glutatyon düzeylerini yükseltir. C vitamini, kırmızı kan hücrelerinde ve lenfositlerde glutatyon düzeyini artırırken E (karma tokoferol formunda) vitamini ise glutatyon ile birlikte çalışan önemli bir antioksidan. Glutatyonun geri dönüşümüne (C vitamini ile birlikte) yardımcı olur.
Fiziksel aktivite glutatyon düzeylerinin artmasını sağlar. Haftada en az üç defa olmak üzere günde 30 dakikalık yoğun egzersiz, vücudun antioksidan savunmasını artırır.
Damar yoluyla glutatyon (intravenöz) şiddetli glutatyon eksikliği olan kanser tedavisi ve HIV/AIDS tedavisi gibi durumlarda ya da genetik mutasyonlar ile başka nedenlerden dolayı kendi glutatyonlarını yeterli şekilde üretemeyen kişilerde başvurulan bir uygulama. Hastanın tıbbi durumuna göre haftalık veya günlük olarak düzenli biçimde uygulanır. Ağrısızdır ve işlem 10-15 dakika içinde tamamlanır.
Glutatyon Tedavisinin Faydaları Nelerdir?
Avrupa ve ABD’de yaygın bir klinik uygulama alanı bulmuş olan damar yoluyla glutatyon tedavisi, getirdiği sonuçlarla dikkat çekiyor:
1- Bağışıklık sistemini destekleyerek güçlendiriyor.
2- Hücresel gençleştirme (anti-aging etki) ile yaşlanmayı geciktiriyor.
3- Toksinlerden arındırıyor.
4- Tümör gelişimini önleyici etkisiyle kanserden koruyor.
5- Kemoterapi alan kanser hastalarının hayat kalitesinde anlamlı derecede düzelme sağlıyor.
6- Cilt kırışıklıklarını önlüyor ve cilt renginde beyazlaşma sağlıyor.
8- Radyoterapi alan hastalarda yan etkileri azaltıyor.
9- İleri yaş ve/ veya romatizmal hastalarda, kas-iskelet sistemi yapısında ve fonksiyonlarında olumlu yönde düzelme sağlıyor.
10- Sporcularda ve artritli olgularda eklem fonksiyonlarını ve yapısını destekliyor.
11- Kronik halsizlik, yorgunluk ve çabuk yorulma gibi şikayetleri olan hastalarda kısa sürede ve anlamlı derecede düzelme sağlıyor.
12- Hipertansiyon, diyabet ve tiroit hastalığı gibi pek çok kronik hastalıkta, hastalığın ilerlemesinin önlenmesinde yardımcı tedavi yöntemi olarak kullanılıyor.
13- Kronik organ yetersizliği olan hastalarda (kalp, akciğer, karaciğer ve böbrek yetersizlikleri) fonksiyonel kapasite ve hayat kalitesinde anlamlı derecede düzelme getiriyor.